Özgür Erdem - Ermenileri katleden Türkler değil Kürtlerdi!
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
PKK'yı Karadeniz'e sokmayacağız!
ALİ ÖZSOY
Deniz'ler asılırken
CHP ne yapıyordu?
ÖZGÜR ERDEM
Ermenileri katleden Türkler değil Kürtlerdi!
KAYA ATABERK
AKP tarımdan sonra hayvancılığı da bitirecek!
OKAN İŞBECER
Et sorunu ve Kürt sorunu
TUĞRUL ÇELİK
Hitler'in hemşehrileri ırkçılara, ırkçılar da Kürtlere destek oluyor
ARİF BAKIR
1977'den 2010'a 1 Mayıs
TEVFİK KAYMAZ
23 Nisan ve
Hakimiyet-i Milliye Bayramı
ESER ÖZALTINDERE
Nihayet Türklük düşmanı Talat'tan kurtulduk!
ONUR CÜRE
Türk'ün öfkesi sizi yıkacak!
TÜRKKAYA ATAÖV
Müze ve kazı soygunları
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Yol ayrımında
Türk jeostratejisi (II)
ERGİN KONUKSEVER
Deniz Gezmiş'in
babasına mektubu
İLYAS SALMAN
Babalar düzeni
Ulusal Parti Denizli'de
İzmir Kitap Fuarı'ndaydık
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (22c)
 
 

Özgür Erdem
Ermenileri katleden Türkler değil Kürtlerdi!

Tehcirde Ermenileri kim öldürdü?

Tehcirde neler yaşandığını en güzel anlatan fotoğraf... Ermeniler, yıllardır bu fotoğrafları Türkler tarafından infaza götürülen Ermeniler diye anlattı. Halbuki silahlı Türk askerlerinin görevi Ermenileri yağmacı Kürt eşkıyalarından korumaktı!

Her sene Nisan ayı sözde Ermeni soykırımı tartışmalarıyla geçer. Üzerinde en çok durulan konulardan birisi de 1915’teki Tehcir sırasında kaç Ermeninin öldüğüdür. Bu konuda Osmanlı resmi belgeleri net rakamları veriyor. İl il, ilçe ilçe, köy köy kaç Ermeninin zorunlu göçe tabi tutulduğu isim isim belli...

Zorunlu göçe tabi tutulan toplam Ermeni nüfusu 438.758. Zorunlu iskan bölgelerine ulaşanların sayısı 382.148.

Aradaki fark ise 56.610...

Peki ne oldu bu 56.610 Ermeniye?

Yanıt aslında çok basit: “Tehcir sırasında ölen Ermenilerin büyük çoğunluğunu Kürt eşkıyalar öldürdü.”

Bunu biz söylediğimiz zaman, Ermeni katliamının sorumluluğunu Kürtlere atıyorsunuz denir. Ancak Agos yazarı, Türkiye’nin önde gelen Ermeni(ci)lerinden Baskın Oran’ın da aynı şeyleri söylemesi tüm Türkiye’yi şaşırttı:

“Doğu Ermenileri dağlı, çiftçi, esnaf, zanaatkar idiler ve Kürt beylerine her yıl bir haraç ödemek şartıyla rahat rahat ticaretlerini ve tarımlarını yapıyorlardı. Mafya ilişkisi bu...

1847’de ayaklanan feodal Kürt beyleri ortadan kalkınca haraç verecek adam kalmadı. Kürdistan bölgesinde tam bir kaos yaşandı. Kürtler aç kalınca her yıl altın yumurtlayan tavuğu kestiler. ”

Anlaşılan, Ermenilere tehcir sırasında ve tehcir öncesindeki olaylarda saldıranlar Türkler değil, Kürtlermiş...

Oran, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra imzalanan Ayestafanos Antlaşması’nın şu maddesini de aktarıyor: “Ayestafanos’un 16. maddesi şunu der: Babı-ali (Osmanlı Hükümeti) Doğu’da Ermenileri, Kürt ve Çerkezlerden koruyacak, yıllık raporlar verecek ve orada kesin reformlar yapacaktır.

Fakat Ayestafanos Rusya’ya fazla avantaj sağladığı için devreye İngiltere giriyor ve aynı yıl 1878’de Berlin Antlaşması yapılıyor. Fakat aynı madde bu kez 61. madde olarak yine aynı şeyleri söylüyor. ‘Babı-ali Kürtlerin ve Çerkezlerin Ermenileri duman etmesine engel olacak ve reformlar yapacak.’”

5 yıl önce İleri dergisinin “Kürt Bölücülüğüne Atatürkçü Çözüm” başlıklı 27. sayısında aynı maddeden biz de bahsetmiştik. Olsun, doğrular ortaya çıksın da, kim söylerse söylesin.

Tehcir sırasında en büyük tehdit Kürt eşkıyaları

Baskın Efendi!
Ermenicilik yaparsan manşet olursun
Ama Kürtlere dokunursan bütün kapılar yüzüne kapanır!


Baskın Efendi’ye ufak bir hatırlatmamız var: Türk düşmanlığı yaparken manşetlerden inmezdin. Ama Kürt düşmanlığı yaparsan, anlattıkların özünde Ermenici tezler bile olsa, basında tek satır yer alamazsın. Bütün gazetelere baktık, açıklamanın yapıldığı Habertürk’ün gazetesi dahil hiçbirinde bu haberi göremedik. Bu da Türkiye’de Kürtçülüğün Ermenicilikten güçlü olduğunun göstergesi olsa gerek. Hatırlarsan, DTP’liler seçimde de seni listelerinden aday göstermişti ama Kürtlerden oy alamamıştın... Yanlış ata oynuyorsun! Çünkü Türkiye’de pek Ermeni kalmadı ve Kürt bölücülüğü Ortadoğu’da şu an ABD’nin önemli silahı...

Tehcire tabi tutulan Ermeniler genellikle Musul vilayetinde yeni yapılan yerleşim bölgelerine nakledildi. Amaç Ermenileri ortadan kaldırmak değil, Ruslarla savaştığımız o dönemde cephe hattından uzak tutmaktı. Zaten, Osmanlı Devleti de yol boyunca Ermeni kafilelerin mal ve can güvenliğini sağlamak için elinden geleni yapmıştı.

Ancak burada yıllardır gizlenen bir gerçek var. Ermeni kafilelerinin can güvenliğini tehdit edenler Türkler değil, Kürtlerdi. Yani Ermeni kafilelerine iddia edildiği gibi “intikam peşindeki katliamcı Türkler” değil, Ermeni mallarına göz koyan Kürt eşkıyalar saldırmıştır.

Bu durum Osmanlı arşivlerinde de sabittir. Örneğin Diyarbakır civarında 2 bin Ermeninin Kürt eşkıyaları tarafından Mardin’e kaçırılarak öldürüldüğü resmi raporlara yansımıştır. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun Ermeni Tehciri isimli kitabında da şunlar yazılıdır:

“Erzurum-Erzincan arasında da 500 kişilik başka bir kafilenin Kürtlerin saldırıları sonucu katledildiği haberleri alınmış, bunun üzerine Diyarbekir, Mamuretülaziz (Elazığ) ve Bitlis vilayetlerine 14 Haziran 1915 tarihiyle gönderilen şifre telgrafta, sevkiyak sırasında güzergâhta bulunan aşair ve köylülerin taarruzlarına karşı her türlü vasıtanın kullanılması, katle ve gasba cüret edeceklerin şiddetle tedibi emredilmiştir.

Ayrıca 27 Haziran 1915 tarihli bir belgede, Dersim bölgesinde, Dersim eşkıyasının Erzuru’den sevk olunan Ermeni kafilelerinin yolunu keserek katlettikleri ve onları kurtarmanın kabil olmadığı, Erzurum vilayetinden bildirilmiştir. Hükümet, Dersimlilerin bu cinayetlerinin katiyen caiz olmadığını ve kafilelerin emniyet içinde sevkleri için derhal tedbir alınmasını emretmiştir.”

Kürtlerin Ermenilere saldırması yalnızca Tehcir sırasında yaşanan bir olay değildir. Doğu Anadolu’da Kürtlerle Ermeniler arasında büyük bir mücadele söz konusudur. Şimdi bu düşmanlığın ve Kürtlerin Ermenilere yönelik yağmacılıklarının tarihine bir bakalım.

Lozan’da Ermeni temsilci yakınıyor: “Kürtler yağmacıdır”

İlk durağımız Lozan Antlaşması...

Ermeni meselesinin tartışıldığı oturumda İngiliz Rumbold ve Fransız Delacroix ile Ermeni temsilciler Aharonyan ve Noradunkyan arasında geçen konuşmayı nakledelim. Ermeniler istedikleri yurt için Sevr Antlaşmasındakine benzer sınırlar çizer. Ardından:

Rumbold – Bu arazide şimdi kimler bulunmaktadır?

Aharonyan – Başlıcaları Kürtlerdir. Bunlar, daha savaştan önce büyük bir nüfus teşkil ediyorlardı. Türkler ise azınlıktaydı. Çoğunluk Kürtler ve Ermenilerdeydi.

Delacroix – Kürtlere güveniniz tartışılabilir. Bütün Kürtler sizden tarafa değillerdir. Birçokları Ermeni katliamlarına iştirak etmişlerdir. Kürt Hamidiye Alaylarının rolleri meydandadır.

Aharonyan – Kürtler, katliamdan fazla yağmacıdırlar. (…)

Noradunkyan – Örneğin Celaliler Ermenilere muhaliftirler. Hamidiye Alayları bunlardan meydana getirilmişti. Bunlar Türk elbisesi giyerek eşkıyalık yapıyorlardı. Kendileri başka yere gönderilmek istenilince İkinci Ordu Kumandanı Zeki Paşa, bunlar nereye gitseler gelenekleri olduğu için aynı şekilde hareket edeceklerini ileri sürerek buna muhalefet etmişti.

Anlaşılan, Tehcir nedeniyle Ermenilerden boşalan yerler Kürtler tarafından doldurulmuştur. Ve Ermeniler de Kürtlerin yağmacılığından yakınmaktadır!!!

İnönü: “Ermenilerden arta kalan toprakları istila eden Kürtler”

İşte bu aşamada aklımıza İsmet İnönü’nün Atatürk döneminde hazırladığı Şark Raporu geliyor. Bu raporda Dersim’deki Kürt aşiretlerinin civar bölgelerde Ermenilerin boşalttığı toprakları istila ettiğinden bahsedilmektedir:

“Erzincan’da Dersim saldırışları tablo halinde görülür. Erzincan Ovası’na, Kemah, Çemişgezek, Tercan, Kiğı kazalarına saldırışı tutmak için birçok kuvvetler kullanılmaktadır. Erzincan Halkevi’nde Dersimliler tarafından soyulanlar geçit yaptılar. Hikâyeler çok acıklıdır. (...) Dersim Kürtlerine karşı vaktiyle set olan Türk köyleri dağılıp zayıflayarak ve Ermeniler kamilen kalkarak Dersimlilerin istilâsına karşı meydan tamamen boş kalmıştır.

Erzincan yanındaki boş köyler, Dersim’in semiz ve mütehakkim halkı ile süratle dolmaktadır. Bu köyler ve marabalar Dersim çapulcu kollarının içeri yayılması için menzil ve yatak rolü yapmaktadırlar. Az zamanda Erzincan’ın Kürt merkezi olması ile asıl korkunç Kürdistan’ın meydana gelmesinden ciddi olarak kaygılanmak yerindedir.”

Tablo aslında şu: Kemalist Devrim öncesi 60-70 yıllık süreçte, Doğu Anadolu Türk’ten arındırılmış. İki güç tarafından: Ermeniler ve Kürtler.

Ermeniler Türk köylerine saldırarak, planlı bir Türk katliamıyla Doğudaki Türk nüfusunu ya ortadan kaldırmışlar ya da bölgeden kaçırmışlar.

Kürtler ise farklı bir yol izlemiş. Türkleri kendi toplumsal yapılarına, yani tarikat-aşiret-eşkıyalık üçgeninden beslenen feodal sistemlerine katarak, Türklüklerini unutturmuş ve Kürtleştirmiş. İnönü’nün bahsettiği “Kürtleşme tehlikesi” işte budur.

Ancak 1900’lere gelindiğinde, Kürt ve Ermeniler arasında bu sefer de bölge kime kalacak kavgası başlamış...

Tehcirde ölen Ermenilerin failleri işte bu şekilde ortaya çıkıyor. Anlaşılan, Tehcir edilen Ermenileri zayıf ve savunmasız gören Kürt eşkıyaları, fırsat bu fırsat deyip saldırmış.

Lozan’daki Ermeni temsilciye göre, katliam yani Ermeni nüfusu ortadan kaldırmak amaçlı değildir bu saldırılar. Çünkü Ermeniler Doğu Anadolu’yu zaten terk etmektedir...

Amaç yağmalamaktır! İnönü’nün de işaret ettiği gibi istilacıdır Kürtler! Ermenilerin terk ettikleri topraklara konmakla yetinmemiş, yanlarında götürdükleri mallara bile göz koymuşlardır...

Hamidiye Alayları: Ermeniler üzerinde Kürt zulmü...

Doğu Anadolu’daki Kürt yağmacılığını tam olarak anlamak için biraz daha geriye, 1870’lere, II. Abdülhamit dönemine gitmek gerekiyor. Doğu Anadolu’da başlayan Ermeni isyanlarına karşı önlem almak isteyen II. Abdülhamit son derece hatalı bir karar verir ve bölgedeki Kürt aşiretlerini silahlandırır. Ermeni isyanına karşı bölgede bir Türk direnişi kurmaktansa, bölgedeki Kürt feodal yapısını güçlendirmeyi tercih eder. Nasıl olsa Kürtler de Müslümandır.

Atatürk gibi “milliyetçi” olmayan, aksine “İslamcılığı” benimsemiş olan II. Abdülhamit’ten de bu beklenirdi.

Kürt aşiretleri silahlandırılır ve Hamidiye Alayları kurulur. Her tür yetkiyi alan Kürtler, bölgedeki Osmanlı merkezi otoritesini adım adım ortadan kaldırır. Adeta özerkliklerini ilan ederler. Ve Kürt özerkliğinin neyle sonuçlanacağının örneğini de kısa sürede verirler: Büyük bir Ermeni katliamı başlatırlar.

Örneğin, Bitlis’te Sason ilçesinde Ermeni terör örgütü Hınçak’ın başlattığı isyanı bastıran Hamidiye Alayları, bu sırada 10 bin Ermeniyi öldürür. 1895 Diyarbakır isyanından sonra ise 3 bin Ermeni öldürülür, 120 Ermeni köyü yakılır, Ermenilere ait dükkanlar yağmalanır... (PKK terörünün bugünkü yöntemlerine ne kadar benziyor değil mi?)

1909’daki Adana isyanı bastırıldıktan sonra silahsız kalan Ermenilerin yine Kürt aşiretlerinin saldırılarına maruz kaldığı bilinmektedir. Aynı şekilde 1915’te, Bitlis ve Erzurum’daki Kürt-Ermeni savaşlarında 50 bin Ermeninin öldürüldüğü söylenmektedir.

Van’da bugün tek bir Ermeni yok, peki Türk var mı?

Burada şunu tekrar vurgulamak gerekiyor. Ermeniler yüzlerce yıl Türk yönetiminde yaşadı. Ve hiçbir zaman Türkler tarafından saldırıya ya da yağmaya tabi tutulmadı. Bu zaten Türk’ün karakterinde olan bir şey değildir. Zaten öyle olsaydı, bu yüzlerce yıllık Türk yönetimi sırasında Anadolu’da tek bir Ermeni bırakılmazdı.

1850-1920 yılları arasında yaşanan Ermeni ölümlerinin tek failinin Kürtler olduğu sırf bu yüzden rahatça anlaşılabilir. Çünkü katlamcılık ve yağmacılık Kürt eşkıyalarının kimliğinde vardır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Van’da yaşananlar bunun en çarpıcı örneğidir. Bu şehrimiz birkaç aylık Rus-Ermeni işgalinden kurtulduktan sonra Van’ın yerel Ermeni halkına Türk askeri tarafından hiç dokunulmamıştır. Hatta Ruslarla birlikte kenti terk etmelerine göz yumulmuştur.

Ancak Van’ı terk eden Ermenilere Kürt eşkıyalar saldırmıştır. Türk düşmanlığıyla tanınan ünlü Ermeni tarihçi Hovanisyan bile Van olaylarını şöyle anlatıyor: “Ortaya çıkan paniği dille anlatmak mümkün değildi. Valiye karşı bir ay kadar süren bir direnişten, kentin kurtulmasından ve bir Ermeni hükümetin kurulmasından sonra her şey kaybedilmiş oluyordu. Geri çekilmekte olan Rus kuvvetlerinin arkasından koşan, Kürtlerin arka arkaya kurdukları tuzaklarda sahip oldukları şeylerin çoğunu yitiren 200.000’e yakın sığınmacı Kafkasya ötesine atıldılar.” Hovanisyan, Kürtlerin bu saldırılarında en az 40 bin Ermeninin öldüğünü söylüyor.

İşte Lozan’da bahsedilen “katliamcı değil ama yağmacı Kürt kimliği” budur. Türk’ün Van olaylarında tek derdi vatan toprağını kurtarmaktı. Van kurtarıldı ve şehirde 200 binden fazla Türk’ü katletmiş Ermenilere dokunulmadı. Kürtler ise kaçan 200 bin Ermeniyi yağmalamakla meşguldü!

100 yıl önce Ermenileri yağmalayan Kürtlerin hedefinde şimdi de Türkler var. PKK terörü, 1985’ten beri bunun peşinde. Bugün, doğrudur, Van’da tek bir Ermeni kalmamıştır. Peki şehir Türk şehri mi olmuştur? Maalesef hayır. 15 yıllık Atatürk dönemi dışında Van, adım adım Kürtleşmiştir. Ve 2010’a gelindiğinde PKK kontrolünde bir şehre dönüşmüştür.

1870-1915 yılları arasındaki olaylarda Kürtlerin yağmacı olduğunu söylediğimizde “Siz de suçu Kürtlerin üzerine atma çalışıyorsunuz” diyenlere, bugünkü PKK’ya bakmalarını tavsiye ederiz. Bugün yaptıkları yağma ve katliamların aynısının dedeleri tarafından Ermenilere yapıldığı görülecektir.

Görüldüğü üzere, bugün Ermenilerin Türk milletinin üstüne yıkmaya çalıştığı bütün Ermeni ölümleri aslında Kürtlerin marifetidir.

İngiliz basını: Ermeni topraklarını Kürtler gasp etti

Hamidiye Alaylarına geri dönelim...

Kürt aşiretlerinin yağmacı ve katliamcı kimliği Osmanlı tarafından da kısa sürede fark edilir. Ancak iş işten geçmiştir. II. Abdülhamit döneminde iyice zayıflamış olan devlet otoritesinin Hamidiye Alaylarını tasfiye etmesi mümkün olmaz. Nitekim II. Abdülahmit’i deviren İttihat ve Terakki bile, 1909 yılında bu alayları silahlandırmaya kalkışsa da başarılı olamaz. Alayların yetkileri ellerinden alınır, fakat silahları alınamaz. Böylece Hamidiye Alayları “eşkıya alayları”na dönüşür...

Bu durum İngiliz kaynaklarına da yansımıştır. Örneğin, Times gazetesi 14 Şubat 1912’de şöyle yazıyor:

“Doğu vilayetlerindeki durumu düzeltme isteği, yalnız İttihatçıların diğerkâmlılıklarının bir ürünü değildi. Berlin Antlaşması’nın (1878), bu vilayetlerde ıslahat yapılmasını öngören 61. maddesi hâlâ yürürlükteydi.”

Bu, Baskın Oran’ın bahsettiği maddedir. Okumaya devam edelim:

“Ve ıslahat yapılmadığı takdirde, büyük devletlerin müdahalesi için bir gerekçe oluşturabilirdi. Babıali, Osmanlı egemenliğini sınırladığını düşündüğü bu maddeden hoşlanmamakla birlikte, onu kaldırmak için herhangi bir girişimde de bulunmuyordu. İttihatçılar ise gerekli ıslahatı yaparak onu geçersiz kılmak istiyorlardı. 1909 Şubat’ında bir komisyon yollama şeklindeki ilk girişimleri yerel toprak ağalarının direnişi yüzünden suya düşmüştü. Gayrimeşru bir şekilde ellerinden toprakları alınan Ermenilere bunlar geri verilecek ve bu şekilde yerinden olan Kürtlere de maddi tazminat ödenecekti. (Kürtler Ermenilerin topraklarını gasp etmişti.)”

Bugün Ermenistan’da tek bir Türk yok,
peki Güneydoğu ve Doğuda niye tek bir Ermeni veya Türk yok?

Bugün Ermenistan’a gidin tek bir Türk bulamazsınız. Ama Türkiye’de 70-80 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ermeni yaşıyor. En az 100 bin Ermeninin ise kaçak çalıştığı söyleniyor.

İşte bu, Ermeni kimliğiyle Türk kimliği arasındaki farktır. Ermeniler, çok kapsamlı bir etnik temizlik gerçekleştirmiş ve bugünkü Ermenistan topraklarını Türk’ten ardındırmıştır.

Biz ise asla öyle bir şeye kalkışmamışız. Ermenilerin Türklere yaptığı onca mezalime ve daha sonra yaşanan ASALA terörüne karşın Türk hükümetleri de Türk insanı da, sıradan Ermeni vatandaşa dokunmamış.

Ancak son derece ilginç bir başka mesele daha var. Bugün Türkiye’deki Ermeniler doğuda değil batıda yaşıyor. Yani PKK’nın Kürtleştirdiği bölgede Ermenilere rastlamak mümkün değil. Biz Türkler, her şeye rağmen Ermenileri bağrımıza basmışız ama anlaşılan Kürtler böyle yapmamış.

Aynı bölgede bugün tek bir Türk’e de rastlamak mümkün değil. Bugün PKK kontrolündeki şehirlerde Türk kimliğini savunamazsınız, Kürt bölücülüğüne karşı çıkamazsınız, Türk bayrağı asamazsınız.

İşte bu da Kürt kimliği ile Türk kimliği arasındaki farktır. Kürtler de aynen Ermeniler gibi kontrol altında tuttuğu bölgede son derece kapsamlı ve planlı bir etnik temizlik gerçekleştirmiştir. Üstelik bu, Hamidiye Alaylarının kuruluşundan bile önceye dayanan bir tarihsel sürecin sonucudur. Hamidiye Alayları kurulmadan önce imzalanmış Ayestafanos Antlaşması’nda Kürtlerin Ermenilere saldırılarından bahsedilmesinin nedeni de budur...

Kısacası, etnik temizlikçi ve ırkçı iki kimlik, yani Ermeniler ve Kürtler, Doğu Anadolu’da 100 yıldır hakimiyet mücadelesi yürütmektedir. Birbirlerine saldırmışlar, çok kan dökmüşlerdir. Ancak bu mücadelenin sonucunda bölgede sayısı en çok azalan millet yine Türkler olmuştur.

Ermeni(ci) Baskın Oran’ın Kürtleri hedef alan açıklamaları biraz da bu şekilde okunmalıdır. Anlaşılan, Kürtler ve Ermeniler Doğu Anadolu’nun Türksüzleştirildiğinden o kadar emindir ki, birbirlerine girmeye başlamıştır...


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Sizin gibi derin bilgiseye sahip gerçek aydınlarımız olması bizim için büyük bir şans. Ülkemizin sizin gibi derin analiz, sosyolojik ve tarih bilgisine sahip gerçek aydınlara ihtiyacı var. Ulusal parti iktidarında her şey çok güzel olacak. Hep birlikte Ulusal parti iktidarı için mücadeleye

En Büyük Türk, İstanbul
15 Aralık 2010


Bu zaten bir gerçek.

Anonim, İstanbul
12 Mayıs 2010


kendisine aydın diyip ermenilerden özür dileme kampanyası yapan şerefsizlerede bu yazı ve bütün gerçekler kapak olsun

Uğur, Artvin
8 Mayıs 2010


Benim babam Ankara Dil Tarih mezunu şuan bir tarih öğretmeni. Oda bana bundan bahsetmişti, varolan Ermeni katliamlarını Abdulhamit döneminde kurulan Hamidiye Alayları (Kürtlerden oluşan bir alaydır) Ermeniler Techir edilirken bunlar birleşip Kürt-İslam ordusu kurmuşlar ve yoldan geçen Ermeni öldürmüşler.. İttahatçı liderlerinde ellerinde o dönem tam olarak düzenli bir ordu bulunmadığı için bu duruma karşı koyamamışlar...

Sonuç itibariyle; dönek Kürt topluluğu hem Türkleri Ermenilerle birleşip katletti, hemde Ermenileri "yağma" uğruna katletti. Bugün ise o "katil" sıfatını ne yazik ki Türklerin üstlerine atmaktadır!

Utkan Ozan, Antalya
6 Mayıs 2010


Cidden tezden öte kaynak gibi bir yazı, herkesin okuması gerek...

Fidel, İstanbul
4 Mayıs 2010


24 NİSAN 1915 GERÇEĞİ

Osmanlı hükümeti, Ermenilerin çıkardığı isyan ve yaptığı katliamlar karşısında, Ermeni Patriği, Ermeni milletvekilleri ve Ermeni halkının ileri gelenlerine Ermenilerin Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını bildirmiştir. Ancak, olayların durmak yerine giderek yoğunlaşması, savunmasız kalan Türk kadın ve çocuklarına yönelik saldırıların artması ve ordunun bir çok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur.


Bu nedenle, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komiteleri kapatılarak, yöneticilerinden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır. Tutuklular Ankara ve Çankırı hapishanelerine yollanmıştır. Dışarıdaki Ermenilerin her yıl "Ermeni soykırımının yıldönümü" diye andıkları 24 Nisan, işte bu 2345 komitecinin tutuklandığı tarihtir ve yer değiştirme uygulamasıyla hiç bir şekilde ilgili değildir.

 Fakat Ermeniler bir asırdır yaygara yapmakta, basın, yayın ve propaganda yoluyla dünyayı aldatmağa çalışmakta; haçlı ruhuyla hareket eden bazı devletler de onlara destek olmaktadır.

Soykırım iddiasına gelince; 1914 nüfus sayımına göre Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni sayısı 1.300.000'dir. Bunun 525.000'i işgalci Ruslarla beraber Rusya'ya göç etmiştir. Amerika, Suriye, Yunanistan, İran, Lübnan vs. ülkelere göç edenlerin sayısı da 582.000'dir. Toplam 1.107.000 Ermeninin göç ettiği anlaşılmaktadır. Türkiye'de kalan 50.000 civarındaki Ermeni'yi hesaba katınca, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında, Ermeni isyanları ve göçler esnasındaki toplam Ermeni kaybının 143.000 civarında olduğu anlaşılır. Halbuki aynı dönemde, aynı bölgelerdeki müslüman ahalinin kayıpları 1.400.000'i bulmaktadır. (15) Yâni esas soykırıma uğrayan müslümanlar olmuştur.

(15) Türkiyenin S. T. E. ve E. O. s. 28, 157

saygilarimla

Tural Yavuz, Almanya
4 Mayıs 2010


Üniversitedeyken Mardin Kızıltepeli arkadaşım Hüseyin anlatmıştı. Bir ninesinin Ermeni olduğunu ve bölgede bu şekilde Ermeni ninesi olanların çok olduğunu, Ermenileri dedelerinin bir alana toplayıp içlerinden güzel kızları ayırıp kuma yaptıktan sonra diğerlerini öldürdüklerini anlatmıştı. Yalnız Hüseyin dedelerine silahı Osmanlı askerlerinin verdiğini söylemişti. Bu ne derece doğru bilmiyorum ama Ermenileri Kürtlerin öldürdüğü ve hatta hazar gölünün Ermeni kanıyla kıpkırmızı olduğunu anlatan arkadaşlarım olmuştu. Bu yazı yıllar önce dedesinin katıldığı olayı anlatan Hüseyi'nin teyidi oldu.

Duran, Gaziantep
4 Mayıs 2010


türk aydını konuşmalı yazmalı söylemeli ve cehalet ortadan kalkmalı karanlıklar birer birer sayenizde aydınlık oluyor.

Uğur, Artvin
3 Mayıs 2010


Ellerinize sağlık sayın Özgür Erdem. Bu konuyla ilgili bir de "Rus Generali Mayevski'nin Türkiye Gözlemleri" diye bir kitapta da okumuştum. Ayrıca Atatürk düşmanı şeriatçı Mısıroğlu da bundan bahsetmişti. Ama adam delidir diye kimsa kaale almadı.

Mehmed, İstanbul
3 Mayıs 2010


Bu yaziyi yazmak icin gösterdiginiz emek icin gönül dolusu tesekkürler!!

Emeginiz yerini fazlasiyla bulmustur. Durmak yok durursak sira bize gelecek.
En derin saygilarimla.

Bu mücadele eninde sonunda bitirilecektir.
Bana göre yolun basindayiz. Simdiye kadar bu tür bilgiye ,aydinlatmaya,uyandirmaya dayali mücadeleye cok az tanik oldum. Türksolu`nu zevkle okuyor ve gönderiyorum!

Yol uzun ama zor degil.
Yatarken olacak is hic degil!
Saygilarimla

Necdet, Almanya
3 Mayıs 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40